Haber

Yargı krizi iktidar partisine nasıl yansıdı?

Yargıtay 3. Ceza Dairesi, TİP Hatay Milletvekili Can Atalay hakkında insan hakları ihlali kararı veren Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) kararını tanımayacağını açıklayarak, ardından TİP üyeleri hakkında suç duyurusunda bulundu. Anayasa Mahkemesi yargıda yeni bir krize neden oluyor. Muhalefetin “yargı darbesi girişimi” olarak nitelendirdiği krize ilişkin iktidar partisinden farklı tonlarda açıklamalar geldi. Kriz, özellikle son dönemde AKP ve Beştepe içinde yargı ve güvenlik politikalarına farklı yaklaşımların olduğunu ortaya çıkardı.

Edinilen bilgiye göre Beştepe ve AKP’de “Yargıtay kararını geçerli bulanlar” ve “Anayasa Mahkemesi kararlarının uygulanması gerektiğini düşünenler” olmak üzere iki ana görüş ortaya çıktı. Anayasa Mahkemesi kararının yanlış olmasına rağmen uygulanması gerektiğini, Yargıtay’ın suç duyurusuyla başlayan krizin “kavga görünümüne” yol açtığını ve AKP’nin bu kararı geri çevireceğini düşünen bir “üçüncü kanat” da var. en çok acı çeken.

AKP’lilerden Yargıtay kararına eleştiri

Yargıtay’ın Anayasa Mahkemesi üyeleri hakkında suç duyurusunda bulunma kararının kamuoyuna açıklanmasının ardından AKP’den ilk açıklama Siyasi ve Hukuktan Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Hayati Yazıcı’dan geldi. Yazıcı, siyasete girdiği günden bu yana Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a en yakın isimlerden biri olduğu gibi, AKP’nin kurulduğu günden bu yana kesintisiz olarak MKYK’da yer alan tek kişidir. Avukat Yazıcı, sosyal medyadan yaptığı açıklamada, “Öyle olaylar oluyor ki, konuşsanız da konuşmasanız da sorun oluyor. Asla yaşanmaması gereken bir olayı yaşıyoruz. Yazık, bu. Yazık. Devleti oluşturan güçler sorunları çözer. Asla sorun yaratmazlar. “Üretemezler. Birbirlerine çelme takamazlar” dedi.

Bu açıklamadan bir süre sonra eski Adalet Bakanı ve AKP Grup Başkanvekili Abdülhamit Gül de sosyal medyadan yargı krizini eleştiren bir paylaşım yaparak, “Yüksek yargı makamları arasındaki çatışma ortamı, ortada yatan adalet duygusu açısından kaygı vericidir” dedi. Hukuk devletinin ve mülkiyetin temelidir. Yargı hakemdir ve sorunları çözer. “Yargı hakem vasfını kaybederse analizin değil, sorunların ve çatışmanın kaynağı olur. Her kurumun milletten aldığı yetki ve işlevi hukuk çerçevesinde kullanması esastır. Yargı organlarının, sorunları derinleştirmeden anayasal sınırlar içerisinde çözmesi milletimizin en normal beklentisidir” dedi.

AKP Artvin Milletvekili Faruk Çelik de Yargıtay’ı eleştirerek, “Maalesef yargıda çatı çatı çatışması var. Çatının kararlarını beğenmeyebiliriz, karşı çıkabiliriz, hatta kendi aramızda isyan edebiliriz. Sadece Tıpkı geçmişteki 367 kararında olduğu gibi. Ancak sorunların hukuk çerçevesinde çözülmesi yetkililerin elindedir.” “Çözümün değil anlamsız kargaşanın adresi yaparsanız şu soruyla karşı karşıya kalırsınız: Hukuki çözümün adresi nerede olacak? Devletin düzene, düzenin hukuka ihtiyacı vardır” dedi.

Uçum’dan Yargıtay’a açık destek

Bu iki yorumun hemen ardından Cumhurbaşkanlığı Hukuk Politikaları Kurulu Başkan Vekili Mehmet Uçum’dan Yargıtay’ın kararını açıkça destekleyen ve Anayasa Mahkemesi’ni eleştiren bir açıklama geldi.

Anayasa Mahkemesi’nin hükümlü milletvekillerinin dokunulmazlığına ilişkin kararlarında Anayasa’yı tanımadığını öne süren Uçum, “Anayasa’nın 14’üncü maddesinin bilinmediğini iddia etmek Anayasa Mahkemesi’nin görevi değildir. Ceza kanunları ve ceza kanunlarıdır. 14’üncü maddeye açıklık getiren yargı kararları. Anayasa Mahkemesi, Anayasa’nın Anayasayı tanımadığına hükmetti.” “Açık kararının yanı sıra ceza yasalarını ve yargı kararlarını da yok sayıyor. Anayasa Mahkemesi’nin bu konuda verdiği kararlar ne yazık ki tam bir yargı aktivizmi örneğidir” dedi. Uçum’un değerlendirmesinde Yargıtay 3. Ceza Dairesi’nin, Anayasa Mahkemesi’ne yönelik suç duyurusunda da yer alan “yargı aktivizmi” tanımını kullanması dikkat çekti.

Açıklamada Yargıtay’ın tutumuna destek veren Uçum, “Suç duyurusu konusu, ulusal yargıya yönelik saldırıların çok fazla birikmesi nedeniyle gerici bir tutumdur. Kral bir anlamda çıplaktır. Onun yöntemi bu mudur?” Olup olmadığı tartışılır ama cesareti tartışılmaz. Türkiye, milli yargısını Batıcı bir anlayışla benimsemiştir.” Neoliberal yargı yaklaşımlarına karşı da sonuna kadar savunacağız, bundan kimsenin şüphesi olmasın.”

Ancak Uçum’un bu sözleri AKP’li MKYK içindeki bazı kadrolar tarafından eleştirildi. Uçum’un “Batılı” ifadesiyle Yazıcı ve Gül’e atıfta bulunduğu da yorumlanıyor.

Mehmet Uçum ile birebir konseyde görev yapan Cumhurbaşkanlığı Başdanışmanı Mustafa Akım, Hayati Yazıcı’nın paylaşımına işaret ederek sosyal medyada açıklama yaptı. “28 Şubat’ın en ağır hukuksuzluklarını yaşayan ve bu kötülüklere rağmen hakkı ve hukuku yaşatmaya çalışan kişi” sözleriyle Yazıcı’ya destek veren Akım, “Hukuk adına yaşadıklarından kaynaklanan sözleri dinlenilmeli” dedi. Adli kurumların kendisi devletimize çatışma görüntüsü veriyor.” “Zararlara neden olur” dedi.


Yargıtay, Anayasa Mahkemesi’nin Can Atalay hakkındaki hak ihlali kararını tanımadı. Fotoğraf: ANKA

Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu Başkanı Mustafa Varank da sosyal medyadan yaptığı açıklamada Anayasa Mahkemesi’ni eleştirdi. Varank, Yargıtay’a, “Yetkisi olmamasına rağmen hak ihlali başlığı altında kendisini mahkemelerin ve üst yargının yerine koyuyor. Hatta Yargıtay üzerinde hiyerarşik bir vesayet kurmaya çalışıyor.” Mahkeme ve Danıştay.”

Krizin üzerinde tüm gözlerin odaklandığı isim olan Adalet Bakanı Yılmaz Tunç ise bu konuda detaylı bir değerlendirme yapmaktan kaçındı. Bakan Tunç, CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in “Yargı Meclis’e darbe yaptı” sözleriyle yetinmedi ve “Milletvekillerine dayanarak yapılan değerlendirmelerde ‘Meclis’e darbe oldu’ gibi açıklamalar yapmak son derece yanlış ve sorumsuzluktur. Anayasa Mahkemesi ve Yargıtay kararları.” “Kararlarını bahane ederek sokağa çıkma çağrısı yapmanın kimseye faydası yoktur. Hukuk devletinde sorunlar sokakta değil, hukukun öngördüğü mekanizmalarla çözülür” dedi.

DW Türkçe’nin görüştüğü AKP MKYK üyesi, “Yargı kararları eleştiriliyor ama eleştirilmemiş değil. Ancak ‘uygulamamak’ başka bir tartışmayı da beraberinde getiriyor ki şu anki durum da bu. Yargıda ‘bu’, ‘bu’ gibi ifadeler kullanılıyor. ‘ son zamanlarda kullanılıyor.” “Çok konuşulmaya başlandı. Partimizin bu tür tartışmaları ortadan kaldıracak irade ve duruşu temsil etmesi gerekiyor. Yapılacak komitelerde bu konunun değerlendirileceğini düşünüyoruz.”

Anayasa Mahkemesi hamlesi MHP’den gelebilir

Yargıtay’ın Anayasa Mahkemesi üyeleri hakkında suç duyurusunda bulunmasının ardından MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin bir süre önce yaptığı “Anayasa Mahkemesi kapatılmalıdır” açıklaması da akıllara geldi. Anayasa Mahkemesi’nin HDP’ye hazine yardımı yapılmasına ilişkin kararının ardından Bahçeli, “Bu karara oy veren mahkeme üyeleri vicdanın sesini değil, ihanetin sözünü dinlediler” dedi ve bu kararı “gafillik” olarak yorumladı.

Cumhur İttifakı ortağı MHP’de yaşanan Anayasa Mahkemesi-Yargıtay krizine ilişkin ilk açıklama Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız’dan geldi. Yargıtay kararının doğru olduğu yönünde görüşünü paylaşan Yıldız, “Anayasa Mahkemesi’nin kararları gücünü başka bir hukuki otoritenin denetimine tabi olmayacağından değil, uzman ve dengeli hukuk ilişkilerinden almalıdır. Herkes için bağlayıcıdır. Hukukun üstünlüğü uygulayıcının elinde değişmemelidir. Anayasanın yargıçların söylediği olduğu söylenebilir mi?” söz konusu.

Yıldız, açıklamasında Yargıtay kararında “yargı aktivizmi” ifadesini kullanarak, “Yargı aktivizmi bazen yasama organının etkisizleşmesi, bazen yasama kararlarının iptali, bazen de yargının yasama organının yerine geçmesiyle sonuçlanıyor. Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı bir denetim sisteminin bulunmaması önemli bir eksikliktir.”

DW Türkçe’ye bilgi veren üst düzey bir MHP yetkilisi, “Anayasa Mahkemesi’nin çok tartışılan yapısını yeniden değerlendirip ele almanın zamanı geldi.” yorumunu yaptı. MHP’nin daha önce hazırlayıp Erdoğan’a sunduğu Anayasa taslağında Anayasa Mahkemesi’yle ilgili maddelerin bulunduğunu hatırlatan heyet, Anayasa Mahkemesi’nin yapısının sorunlu olduğunu savundu.

Erdoğan’ın krize ilişkin açıklaması

Krize ilişkin Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan henüz bir açıklama gelmedi. Resmi temaslarda bulunmak üzere Özbekistan’da bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, bu geziden dönüşünde uçaktaki gazetecilerin soruları üzerine krize ilişkin bir değerlendirme yapması bekleniyor. Erdoğan’ın açıklamasında bu krizi değerlendirmesi ve “sorunların ana kaynağı olarak gördüğü” mevcut anayasanın değiştirilmesi yönündeki çağrısını yinelemesi bekleniyor.

Öte yandan AKP içinde sosyal medyada ilk anda yapılan yorumların ötesinde başka yorum yapılmaması gerektiği yönünde konuşmaların olduğu belirtiliyor.

Ne oldu?

Anayasa Mahkemesi, Seyahat Parkı davasından yargılanan ve mahkum olan Can Atalay’ın 14 Mayıs’ta yapılan genel seçimde Hatay’dan milletvekili seçilerek haklarını ihlal ettiğine hükmetti ve Atalay’ın tahliyesini istedi. Anayasa Mahkemesi’nin bu kararı gönderdiği İstanbul 13. Ceza Mahkemesi, belge hakkında karar verme yetkisinin Yargıtay’da olduğunu belirterek dosyayı Yargıtay 3. Ceza Dairesi’ne gönderdi. 3. Ceza Dairesi de Can Atalay’ın 8 Kasım’daki mahkûmiyet kararını onaylayan önceki kararın doğru olduğunu belirterek Anayasa Mahkemesi’nin ihlal kararına uymayı reddetti.

VPN ile DW Türkçe’ye nasıl erişebilirim?

haber-tuzlukcu.xyz

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu